MO-Süleyman Gündüz

Danende Topluluğu olarak düzenlediğimiz Monokl Okumaları etkinliğimizin üçüncü programı 21 Aralık 2019 tarihinde Ümraniye Tantavi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşti.

Monokl Okumaları etkinliğimizin üçüncü programında, geçmiş 2 dönemde de bizleri kırmayıp Monokl Okumaları’na teşrif etmiş olan, Bosna hakkında birçok çalışması bulunan uluslararası ilişkiler uzmanı, fotoğraf sanatçısı ve gazeteci-yazar Süleyman Gündüz konuğumuzdu. Mustafa İmamoviç’in “Boşnakların Tarihi” eserini, programımızın ilk saatinde bu kitap için gönüllü olan katılımcı arkadaşlarımız, ikinci saatinde ise konuğumuz tahlil ettiler.

Konuğumuz kısa bir tanışma faslından sonra ilk olarak, Boşnakların Tarihi eseri için “Bir tarih olarak baktığımızda, bu eser kadar bölgesel olarak ve o tarihin o bölgeyle olan ilişkisini anlatabilen sağlam bir kitap görmedim. Genel olarak akademik çalışmalar var” diyerek eserin sağlam bir başucu kitabı olduğunu belirttiler. Sözlerine, bir toplumu anlayabilmenin temel taşının, o toplumun dününe bakmak olduğunu ama geçmişten ancak öğüt alınabileceğini ifade ederek devam ettiler: “O dünde kaldı, biz bugündeyiz ve sizin söyleyeceğiz her şey yarına ait olacak.”

Savaş döneminde, Türkiye’den Balkanlara destek amaçlı olarak giden ilk kişinin kendileri olduğunu ifade ettiler ve bizim de geçmişimizi anlamamız adına Müslümanların geçmiş olduğu coğrafyaları öğrenmek gerektiğini ve bu haritada Bosna’nın çok önemli bir yer teşkil ettiğini söylediler. 

“Antik Yunan Felsefesi, Roma Hukuku, Reform ve Rönesans ve arkasından gelmiş olan Avrupa İdeali (Avrupa Aydınlanması) dediğimiz şeyin, yani bugünkü Avrupa Birliği diye adlandırılan idealin kesin temelleri: çok kültürlü, çok dinli ve çok etnik yapılı bir Avrupa idealidir. Faklı dinlerin, farklı etnik yapıların, farklı dillerin bir arada yaşayabilirliğine dair olan idealdir” diyerek geçmiş için, günümüz için ve özellikle de yarın için çok önemli olan, farklı inanışların bir arada yaşa(ya)mama meselesine değinen Süleyman Gündüz, bunun, Müslümanlar için aslında daha önce tecrübe ettikleri fakat şimdi unutmuş oldukları bir yaşayış biçimi olduğunu ifade ettiler. “Dünyanın bir arayış içinde olduğu ve idealize ettiği çok kültürlü, çok dinli ve çok etnik yapılı bir yaşam tecrübesi, aslında Müslümanların dün uyguladıkları ama bugün artık hafızalarından silinmiş olan bir şey ve bizler artık her şeyin teklikle ifade edildiği bir dönemden geçiyoruz.” 

Bizim burada tüm söylediklerimizin, belki de sadece kendi tarafımızdan bakmak olarak anlaşılabileceğini ve bunun da gayet doğal olduğunu ifade ederek şunları söylediler: “Süleyman Gündüz olarak, ‘Bosnalı Müslümanlar çok dinli, çok kültürlü ve çok etnik yapılı bir Bosna için savaştılar. Böyle bir toplum inşa ettiler’ desem bu yanlı olabilir. Ama Yahudi asıllı Fransız filozof Bernard Henri Lévi, 1992’de, savaşın en şiddetli olduğu dönemlerde Saraybosna’ya yaptığı ziyarette şunu söylüyor: ‘Avrupa’nın ulaşmak istediği ideal, bugün Bosna’da olandır ve Bosnalı Müslümanlar bu ideali korumak için canlarını hiçe sayıp feda ediyorlar. Bunun uğrunda mücadele ediyorlar.” 

Konuğumuz, bu ideal uğruna, bölünmemek uğruna o dönemde 250 bin insanını kaybeden Bosna için bu sayının, oranın nüfusunun %15-20’sine tekabül ettiğini ifade ettiler. “Farklı inançların, farklı düşüncelerin, farklı anlayışların bir arada olabilirliğiyle ilgili verilmiş olan savaş, belki de bugün tam da üzerinde durmamız gereken ve Bosna tarihini bu anlamda anlamlı kılan şeydir.”

“Şimdi, yeni bir şafağın eşiğindeyiz. Tam iki asırdır Müslümanların gerileyişi devam ediyor. Peki Müslümanların yeniden bir dil kurabilmeleri mümkün müdür? Evet mümkündür. Onun için Bosna’yı önemsiyorum. Bosnalılar, bu dili yeniden ihya ettiler ve uluslararası arabuluculara şunu söylediler: ‘Biz, farklı inançlarla birlikte yaşayabilme tecrübesine sahibiz. Dolayısıyla bu tecrübemizi bizatihi hayatın kendisi kılmak için gerekirse canımızdan vazgeçeriz. Ödenecek olan bedel ne ise onu öderiz.’ Ve o bedeli ödediler. Ben inanıyorum ki, eğer bugün Müslümanlar yeniden tarihe yürüyeceklerse, eğer bugün Müslümanlar bütün insanlığın sorunlarını çözebileceklerse, onun en önemli örneği Bosna Hersek’tir” diyerek sözlerini sonlandırdılar. 

Bugün bizler, geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize dair bir şeyler bulmak istiyorsak, önce hafızamızdan silinmiş olan bu ideali hatırlayarak başlamamız gerekiyor. Sevgiyle kalın…