Dursun Ali Taşçı

Monokl Okumalarında Bu Hafta

19.05.2018

Danende Topluluğu olarak Monokl Okumaları projemizin on beşinci ve son programını gerçekleştirdik. 19 Mayısta gerçekleştirdiğimiz son programımızın kitabı Nurettin Topçu’nun kaleme aldığı ”Kültür ve Medeniyet” kitabı idi. Bu dönemki programımızın son konuğu ise Yazar Dursun Ali Taşçı oldu.



Monokl Okumaları ekibi olarak, en başta kitabı kendi aramızda tahlil etmeye ve dilimiz döndüğünce derinliklerine dalmaya çalıştık. Heyecan dolu geçen bu ilk bölümün ardından, her zaman olduğu gibi, bizi daha da derinlere götürecek olan konuğumuzu sahneye davet ettik.

Muhabbet diliyle konuşmasına başlayan Yazar Dursun Ali Taşçı, bizi daha da derinliklere götürmeden önce, zihinlerimizin pasını silen konulara değindi. Daha sonra, son programımızın da kitabı olan Kültür ve Medeniyet’e gelmeden evvel, öncelikle : Kültür, medeniyet ve vatan kavramlarının manasına değindi. Bu kavramlar hakkında düşüncelerini dile getiren Yazar D. Ali Taşçı sözlerine şu şekilde devam etti :
Kültürün tanımı için yüzlerce cümle kurulabilir. Ama bazen kültürü tanımlamak için iki kelime bile yetebiliyor : ”Kültür unutturulamayandır.”

Kültür kavramına değindikten sonra ”Vatan” kavramını da es geçmeyen Taşçı, kendi deyimiyle : ”Ruhumuzu kalıba dökebildiğimiz yerin adıdır vatan.” diyerek zihnimize bir tanım daha yerleştirmiş oldu. Daha sonra Uygarlık ve Medeniyet kavramlarının arasındaki farkları anlattıktan sonra, Uygarlık ve Medeniyet hakkında : Uygarlık, nefsi emare imparatorluğudur. Medeniyet ise vahyin oluşturduğudur. Diyerek bu konudaki beyanını dile getirdi.

”Uygarlıklar La İlahe derler, ancak İllallah dedikten sonra medeniyet olurlar” diyerekten sözlerine devam eden Yazar Taşçı, Nurettin Topçu’ya da değinmeyi unutmadı. Nurettin Topçu’nun Abdülaziz Bekkine ile karşılaştıktan sonra kendini bulduğunu belirten Taşçı, bu sayede Nurettin Topçu’nun Batı ile kendi medeniyetimizi karşılaştırma imkanı bulduğunu da sözlerine ekliyor.




Nurettin Topçu’nun hareket adamı olduğunu belirten Yazar Taşçı, onun vatanseverliği söz konusu olunca, o ünlü olayı anlatıyor : Sorbonne Üniversitesi´nde doktora yapan ilk Türk öğrenci olan Nurettin Topçu´nun "İsyan Ahlakı" isimli eseri, 1934 yılında Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir.

“Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir.
Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu´nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar:

– Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa´ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih ederseniz onu alacaksınız veya o ülkeye seyahat edeceksiniz!

Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:

– Hiçbiri değil

– O zaman ne istiyorsunuz?

– Sorbonne Üniversitesi´nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!

– Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir!

Nurettin Topçu’nun başından geçen bu olayı anlattıktan sonra, Yazar Dursun Ali Taşçı konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı : ”Bütün hayata bakışımız İslam ise, bu medeniyettir. Hayatın bir yerinde dini görmek ise uygarlıktır.”

Programımızın biten ikinci kısmının ardından Monokl Okumaları ekibi olarak sertifika töreni ve takdimine geçtik. Bu bölümde, sertifikalarını koordinatörümüz Ramazan Aydın, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi başkanı Mahmut Bıyıklı, Yazar Fatma Gülşen Koçak ve Yazar D. Ali Taşçı’nın elinden alan sevgili dostlarımız, takdimin ardından, tüm bir dönem boyunca katılmış oldukları Monokl Okumaları projesi hakkındaki duygu ve düşüncelerini dile getirdiler. Gayet eğlenceli ve aynı zamanda da duygusal geçen bu son konuşmaların ardından, bu dönemki son programımıza son noktayı koymuş olduk.


 

Hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde, yağmur çamur demeden çilemizi ve cefamızı çeken abimiz, öğretmenimiz, hocamız ve koordinatörümüz olan Ramazan Aydın başta olmak üzere; bizlere bu dönem kapısını açan Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’ne; ve bilhassa, tüm bir dönem boyunca bizleri yalnız bırakmayan, duygularımıza ortak, düşüncelerimize ise yoldaş olan sevgili Monokl Okumaları katılımcısı olan tüm dostlarımıza teşekkürü borç biliriz.

Bu dönemin son haber yazısını, yine bu dönemin son programının son konuğu olan Yazar Dursun Ali Taşçı’nın, hepimizin sonu olan ölümle ilgili söylediği şu sözle sonlandırmak isteriz :

”Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz. İki yalnızlık arasındaki kalabalıklara inanmayınız…”